Stefan Zweig’ın okuduğum ikinci kitabı oldu Satranç. Bir Çöküşün Öyküsü gibi hemencecik bitiverdi ama yine üzerimde etkisini bıraktı. Yazarın kitapları için seçtiği temalar karamsar ve dili akıcı, yani tam sevdiğim gibi! Satranç ’da öyleydi. Bu kitabı okuduktan sonra artık eminim, her Stefan Zweig kitabı okuma listeme eklenecek ve okunulacak.
Anlatılmaz, okunur ama kitabın konusuna biraz değineceğim. İlk başta Czentovic diye bir karakter tanıştırıyor yazar bize. Çocukken önce zihinsel özürlü olduğu düşünülen çok az konuşan biriyken, şans eseri satranç oyununda bir deha olduğu anlaşılıyor. Karşısına çıkan rakipleri tek tek yenerek dünya satranç şampiyonu olmayı başarıyor. Aslında bu hikayede sempati duyulacak biriyken, kazandığı ün onu açgözlü ve küstah birine dönüştürüyor. Kitabın anlatıcısıyla beraber bir satranç oyunu oynadığı anda kitabın ortasında hikayeye başka bir başrol karakter ekleniyor, Dr. B. Hitler döneminde Naziler tarafından psikolojik işkenceye uğramış ama kibar ve nazik biri. Onu hikayeye katan unsur hapis kaldığı dönemde kendini oyalamak için bin bir zorlukla öğrendiği ve bir noktada delirmesine de yol açan satranç oyunu oldu. Tahmin edileceği gibi kitabın sonu da bu iki karakterin satranç oynamasıyla sonlanıyor.
Bir yanda satranç dehası olarak doğmuş görgüsüz bir birey, diğer yanda her şeyini katarak bu oyunu öğrenmiş delirmenin eşiğindeki bir adam. Kitapta bu zıtlığı görmek çok hoşuma gitti, çünkü sanki yazar bize her yetenekli doğan her insanın bunu hak etmediğini göstermek istiyor gibi hissettim. Ve bu kişiyi yenebilecek tek kişi de çok çalışarak kazandığı değer tarafından deliliğe sürüklenmenin eşiğine geliyor ve bu yüzden geri çekilmek zorunda kalıyor. Diğer bir hoşuma giden nokta yazarın Dr. B’nin ağzından nasıl bir işkenceye maruz kaldığını mükemmel bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Genel olarak insan psikolojisinin nasıl etkilendiğiyle ilgileniyorum, o yüzden bu kısımları okumaktan keyif aldım.
Bu kısa öyküde sevmediğim bir şey var mı diye düşündüğümde, kitabın sonu beni çok tatmin etmedi. Bunu olayların ilerleyiş açısından söylemiyorum, daha çok kullanılan kelimeler bana Bir Çöküşün Öyküsü’ndeki gibi bir sona gelmişim gibi hissettirmedi. Bunun haricinde kesinlikle keyifli bir okumaydı.
Son olarak söylemek istediğim, Satranç Stefan Zweig’ın intihar etmeden önce yazdığı son kitap. Yazarın kitapta Hitler’in propagandasından bahsetmesinden de bunun onun hayatını nasıl etkilediğini de görüyoruz, bu yüzden bu kitap yayınevi tarafından Stefan Zweig’ın yazdığı intihar mektubu olarak adlanmış.
Bir günde okunabilecek ve tavsiye edebileceğim bir kitap. Yazımı bir alıntıyla kapatayım;
“… Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.”
Kitaba puanım:
Bu yazı 7 Haziran 2021'de medium.com'da yazdığım bir yorumdur.
Okuduğunuz için teşekkürler!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder