Eğer beni instagram hesabımdan takip ediyorsanız sık sık kitap alışverişi yaptığımı görürsünüz. Bu hafta farklı bir yazı yazmamım sebebi, kitap satın almanın hayatımda en az kitap okumak kadar yeri olması. Eğer sizin de böyle bir alışkanlığınız varsa belki haberinizin olmadığı ‘tsundoku’ sendromundan bahsedeceğim hem de şu sıralar nasıl kitaplar aldığımla beraber en son ki alışveriş deneyimimi paylaşacağım.
Tsundoku kelimesi Japonca’dan gelmektedir. Anladığım kadarıyla çevirisi, okuyabileceğinden daha çok kitap istifleme sendromudur. Hatta Çin, Kore ve Japonya’da psikolojik bir hastalık olarak sayılıyormuş. Böyle bir hastalıktan benim de son zamanlarda haberim oldu, çünkü gerçekten de çok fazla kitap satın aldığımı fark ettim ve araştırma gereği duydum. Eğer siz de kendinizden şüphelendiyseniz bulduğum belirtilerini paylaşmak isterim:
- Kitap istiflediklerini kabul etmezler. Bir gün mutlaka okuyabileceklerini düşünürler.
- Satın aldıkları kitapları okuyamayacak olabilme ihtimallerini düşünmezler.
- Kitaplıklarının dolu olması ve rafları izlemek yeterlidir.
- Kitap kokusuna karşı hassasiyet.
- Matbaada basılan dışında yazı okumaktan nefret ederler.
- Kitaplarını kimseyle paylaşmazlar.
- Yeme, içme gibi temel ihtiyaçlarının yerine kitap almayı tercih ederler.
- Yeni çıkan kitabı aynı gün alma isteği.
Kendi adıma konuşmam gerekirse bende bu belirtilerin en az 6–7 tanesi var. (◕ܫ◕✿) Ama maddi sınırlarımızı aşırı derece de zorlamıyorsak, bence ciddi bir sorun değil. Zira kitap satın almak beni depresif olduğum şu dönemde çok mutlu ediyor! Tek sorun artık yeni kitaplar için yer kalmayan kitaplıklarım. Artık onları masa üstünde istifliyorum…
Bu hastalık koleksiyonculuk ve bibliomania ile çok karıştırılıyormuş. Ama tsundoku ile bu ikisi arasındaki en büyük fark, bu sendroma sahip bireylerin satın aldıkları kitapları gerçekten okuyabileceklerini düşünüyor olmalarıdır. Ama bu noktada çoğu okurun hesaba katmadığı hususlar var. Gerçekten bu kadar kitabı okuyabileceğimiz zaman gelir mi? Veya aldığımız kitaplara karşı şu an ki ilgimizi gelecekte okumak için sahip olabilir miyiz? Ünlü modacı Karl Lagerfeld’in bir sözünü buldum, “Satın aldığınız her kitapla onu okuyacak zamanı da satın almalısınız.” Bu çok doğru olduğunu düşündüğüm sözle beraber her gün kendimi daha fazla kitap okumaya teşvik ediyorum ama en büyük düşmanım motivasyon. Ama aynı zamanda ancak okudukça kendime yeni kitaplar almak için bahane bulabileceğimin de farkındayım. (◕▿◕✿)
Sayfa görselinde gördüğünüz kitaplardan bahsetmem gerekirse, bu seferki alışverişimi Kitapsepeti sitesinden yaptım. Eğer aktif olarak takipçisi değilseniz bu sitenin eski adı Okuoku idi. Kitap alışverişi yaparken her zaman her siteye not düşerim, lütfen kitapların hasarlı olmadığına dikkat edin diye. Gelen kitaplarım pırıl pırıl ve eksiksizdi o yüzden gayet memnun kaldım. Aldığım kitaplara gelirsek, görsele göz gezdirdiyseniz çoğunun İş Bankası Yayınları’ndan klasikler olduğunu fark edersiniz. Birçoğu %50’ye kadar indirimdeydi ve bir tsundoku sendromlu bireyin dayanamayacağı bir şey varsa o da bu hain indirimlerdir! Dayanamadım ‘ölmeden önce okumam gerekenler’ listesindeki birçok klasiği satın aldım. Klasikler harici diğer kitaplar ise bookstagram hesaplarının önerdiği ve konusu benim de ilgimi çeken, ortalıkta çok görmediğim daha az popüler kitaplar. Lisedeki benle aramızdaki en büyük fark, artık aşırı popüler kültür kitapları okumak istemediğimdir. Bu yüzden seneler önce aldığım ve artık ilgimi çekmeyen birçok kitabı çekilişlerle yeni sahiplerine hediye ediyorum. Böylelikle kitaplığımda yer de açılıyor!
Benim bu yazımda sizinle paylaşmak istediklerim bu kadar, umarım önümüzdeki hafta ve aylarda beni bu kitapları okuyup yorumlamış olarakta takip edersiniz. Eğer siz de tsundoku sendromundan mustaripseniz veya yeni kitap alırken ne tür kitaplar seçtiğinizi paylaşmak isterseniz yorum bırakabilirsiniz.
Bu yazı 30 Nisan 2021'de medium.com'da yazdığım bir yorumdur.
Okuduğunuz için teşekkürler!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder