Bu yazıyı yazmak için önce kendime yazı haritası oluşturdum ve Kendine Ait Bir Oda’yı sanki bir ders kitabı gibi inceledim. Söylemeliyim ki, benim bu yazıyı Virginia Woolf’un yazdığı gibi derli toplu yazmamın imkanı yok. Ama, Virginia Woolf’u anladığım kadarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kitap 1928’de yazılmış ama ben bugün, 2021’de sanki biri benim düşüncelerimi çok daha becerikli bir şekilde eleyip, yazı diline dökmüş gibi hissettim. Virginia Woolf, kendinden ‘kadın ve kurmaca’ hakkında bir üniversitede konuşma vermesinin istenmesi üzerine bu konu üstünde cevaplar aramaya başlıyor. 1600’lerin başından başlayarak kadının edebiyattaki yerini tartışıyor ve birtakım sonuçlara varıyor. Yazı ilerledikçe dikkatimi çeken bazı noktalara değineceğim.
Kadınlar konusunda bir araştırma yürütmek istediğinizde, bir yılda ne kadar çok fazla kitap yazıldığı ve bunların çoğunun erkekler tarafından yazıldığıyla karşılaşıyoruz. Bu sadece Virginia’nın 1928’inde değil, bence günümüzde de her kadının dikkatini çeken bir detay. Yüz yıllar boyu neden erkekler, kadınlar hakkında -kadınların onlar hakkında yaptığından daha çok- fikir beyan etme gereği duyuyordu? Bir profesör neden ‘Dişi Cinsin Zihinsel, Ahlaksal ve Bedensel Düşüklüğü’ adında bir kitap yazıyordu? Virginia Woolf bunun öfkeden kaynaklandığını düşünüyor. Bu noktada yazarın kullandığı cümle, “eğer kadınların üstün konumda olmadıklarını biraz fazla vurguladıysa, büyük olasılıkla kadınların üstün olmadıklarını değil, kendi üstünlüğünü düşünüyordur” idi. Kadınlar uzun yıllar boyu erkekler için onları olduğundan daha güçlü gösteren bir ayna görevi gördü. Erkekler aldıkları bu güvenle ve doğuştan sahip oldukları özgürlükle, çoğu edebiyat, bilim ve sanat dallarına katkıda bulunabildiler. Bu sırada kadınlar yoksuldular ve eğitimden uzak tutuldular. Bu yüzden edebiyat tarihinde kadınların eserlerindense, onları erkeklerin yazdığı şiir ve romanlarda gerçekten uzak ve pratikle uyuşmayan bir şekilde görüyoruz.
Asıl ana fikre, yani kadınların 1900’lere kadar neden kurmacaya bu kadar az katkıda bulunduğunun sebebine gelirsek; Virginia Woolf bunu çoğu kadının kendine ait bir odası ve bir gelir kaynaklarının olmamasından kaynaklandığını söylüyor ve bunu birçok örnek vererek sayfalarca açıklıyor. Mesela, eğer Jane Austen, Gurur ve Önyargı’yı ailesinin her gün kullanılan oturma odasında değilde kendine ait bir odada yazsa roman daha farklı olur muydu? Charlotte Brontë, evine tıkılıp kalmasaydı Jane Eyre’i daha az öfkeli yazabilir miydi? Size bütün örnekleri burada yazarsam kitaptan alacağınız hazzı bozmuş olabileceğimden korkuyorum. Ekleyeceğim tek şey, -bu iki sonucun sembolik terimler de olabileceğini aklımızda tutarak- entelektüel özgürlüğün maddi şeylere ve fiziksel özgürlüğe bağlı olduğudur. Bence bu ve tarihte çoğu kadının bundan yoksun olduğu çok açık ve etkileyeci bir şekilde işlenmiş.
Virginia Woolf, kitabın sonlarına doğru aşırı iyimser davranmış ve kadının 100 yıl içerisinde daha iyi bir yerde olacağını öngörmüş. Bu birçok alanda doğru olsa da pratiğe bakarsak insanların sahip olduğu düşünce yapıları 1900’lerden aşırı farklı değil. Bugün de kendi annem, Virginia Woolf’un 1928’de tüm kadınlara verdiği tavsiye gibi, bana okumamı, kendi mesleğimin olmasını ve asla kimseye bağlı yaşamam gerektiğini kendi hayat deneyiminden öğütlüyor.
Kitabı önce herkesin ama özellikle kadınların okumasını tavsiye ediyorum! Kendi okuma deneyimimden bahsedersem ilk bölümde açıkçası sıkıldım ve ‘acaba deneme yazıları bana göre değil mi?’ diye düşündüm. İkinci bölümden itibaren hepsini bir öğleden sonrasında bitirdim ve bu kitap kesinlikle geriye dönüp bakacağım bir şekilde kitaplığımdaki rafta geri yerini aldı. Diğer bir nokta ise okurken, her felsefi metinde olduğu gibi, bazı gönderme, inceleme ve eleştirileri anlamadığım için kendime kızdım. Yaşadığım her seneyi bir deneyim olarak gördüğüm için, geçen seneleri acaba yeterince dolduramıyor muyum diye düşündüm. Çünkü bir gün ben de bugünün Virginia Woolf’u olmak isterim. (◕ ɔ ◕✿)
Kitaba puanım: 8/10

Bu yazı 23 Mart 2021'de medium.com'da yazdığım bir yorumdur.
Okuduğunuz için teşekkürler!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder